Licante West
- 22 Oca
- 2 dakikada okunur
Güneş, Sinaloa’nın tozlu yollarını kavururken Licante West on yedi yaşındaydı.
Annesi Élise onu yıllar önce Fransa’ya götürmek istemişti ama babası Rafael West buna asla izin vermemişti. “Köklerini bilmeyen adam, ilk rüzgârda devrilir,” demişti.
Licante çocukluğunu Meksika’nın kenar mahallelerinde, silah seslerinin normal, polis sirenlerinin anlamsız olduğu sokaklarda geçirdi.
Rafael West herkesin saygı duyduğu ama kimsenin tam olarak tanımadığı bir adamdı. Lisansı olmayan kamyonlar, kaydı tutulmayan depolar, isimsiz adamlar…

Licante’ye hiçbir zaman doğrudan iş öğretmedi. Sadece izletirdi. Bir anlaşma masasında kimin sustuğuna, kimin gözlerini kaçırdığına dikkat etmesini isterdi.
“Asıl kararlar, konuşulmayan yerde alınır,” derdi. Bir sevkiyat gecesi her şey değişti. Yanlış bir rota, yanlış bir ihbar…
Silahlar konuştu, kamyonlar yandı.
Rafael West o geceden sonra ortadan kayboldu.
Ne bir ceset bulundu ne de bir iz. Olan oldu; borçlar Licante’nin omuzlarına kaldı.
Henüz reşit bile değilken, babasının adını taşımanın bedelini ödemeye başladı.
La Frontera ile o zaman tanıştı. Bu bir kartel değildi, bir çete de sayılmazdı.
Onlar, kartellerin ve çetelerin arkasında duran, işi büyüten ama görünmeyen adamlardı. Licante’yi yaşına rağmen yanlarına aldılar.
Çünkü çocuk korkmuyordu.
Çünkü göz teması kurabiliyordu.
Aylar geçtikçe Licante değişti. İlk kez silah tuttuğunda eli titremedi.
İlk kez kan gördüğünde başını çevirmedi. Ama hiçbir zaman gereksiz sert olmadı.
Bu, onu farklı kıldı. La Frontera içinde yükselirken düşman da kazandı.
Babasının eski dosyaları tekrar açıldı.
Kapanmamış hesaplar, yarım kalmış anlaşmalar Licante’nin önüne kondu.
Bir gece, masaya eski bir fotoğraf bırakıldı. Rafael West, Amerika’da çekilmişti.
Los Santos tabelasının altında. Bu bir davet değildi; bir uyarıydı.
Meksika artık Licante için daralmıştı.
Aynı sokakta iki kez yürüyen adamlar çoğalmış, güvenli evler tek tek düşmüştü.
Annesi Élise’den yıllar sonra bir mesaj geldi. Kısa ve netti:
“Gelme zamanı.” Licante, La Frontera’ya sırtını dönmedi; sadece yönünü değiştirdi. Sessizce ülkeyi terk etti. Sahte belgeler, gerçek paralar ve yarım kalan bir mirasla Amerika’ya geçti.
Los Santos’a ilk adımını attığında geçmişini yanında getirmediğini sandı.
Ama şehir, onu tanıyordu.
Limanlar tanıdı.
Garajlar tanıdı.
Ve en önemlisi, babasının adı burada hâlâ yaşıyordu.
Licante West için Meksika bir başlangıçtı. Los Santos ise hesabın kapatılacağı yer.




Yorumlar