Rio Vaz
- 23 Oca
- 1 dakikada okunur
Rio, şehirde “Maymun” lakabıyla bilinen adamlardandı.

Bu lakabı ona kimse durup dururken vermemişti;
hareketleri,
refleksleri
hayata tutunuş şekli
gerçekten de bir sokak maymununu andırıyordu.

Duvarlardan sekerek kaçmayı, dar aralıklardan sıyrılmayı, en zor anlarda bile bir çıkış yolu bulmayı becerirdi.
Şehir onun için bir ormandı; beton dallar, neon yapraklar, karanlık köşeler…
Sarı formasını bilerek giyerdi. Parlak, göz alan bir renk. “Beni saklayamazsın,” der gibi.
Çünkü Rio saklanarak değil, hızla hayatta kalmıştı.
Göğsündeki büyük R, sadece adının baş harfi değil, Risk, Refleks ve Rebel’in simgesiydi.
Boynundaki zincir, geçmişte kaybettiklerinin ağırlığını taşırdı; sessizdi ama hafif değildi. Rio’nun yüzü sertti, gözleri karanlık gözlüklerin ardında gizliydi. İnsanlara fazla güvenmezdi. Çocukluğunda, sokaklarda büyürken öğrenmişti: Güvenmek düşmek demekti.
Bu yüzden önce izler, sonra hareket ederdi. Bir maymun gibi…

Sabırlı, tetikte ve hazır.
Onu tanıyanlar şunu söylerdi:
“Rio ya kaçar ya saldırır, ortası yoktur.”
Ama kimsenin bilmediği bir şey vardı.
Rio geceleri, şehrin en yüksek çatısına çıkıp aşağıyı izlerdi.
Gürültünün içindeki sessizliği arardı.
O anlarda maymun değil, sadece yorgun bir adamdı.
Hayatta kalmayı öğrenmiş ama nasıl yaşanacağını unutmuş biri…
Ve şehir biliyordu:
Bir gün ortalık karışırsa, duvarlardan ilk atlayan yine Rio olacaktı.



Yorumlar